Trinom

/
7 Comments
Lord GaneshaAmanın mimlendim :D Öykücü beni mimlemiş. Önce kendi mimlerimi yazayım. Yalnız bu insanların daha önceden mimlenip mimlenmediklerini, hatta mimlenmeleri umurlarında mı bilmiyorum. Ve hatta benimle onları mimlediğim için 300 yıl kadar dalga geçecek kişiler olabilir aralarında, ama bence ilginçler napim mimlendiler. Daha fazla mim kelimesi yazabileceğimi sanmıyorum bu paragrafta... Oh mim.

1. FreeSpirit. Tahminen çok havalı ve gerçekten ilginç şeyler yazacak ve beni "Allah kahretsin ben bunları neden düşünmedim" hissiyle başbaşa bırakacak.

2. A Tour Leader's Life. Eşimin 3 gün içinde hevesini alıp bıraktığı blogu. Ben çok seviyordum halbüki, faydalı ve ilginç bilgileri almaya da yeni başlamıştık. Ah bi de yazım hatalarına göz atıverse üşenmeyip.

3. Çömez Bahçeciler. Bu çift güzelim bir bahçeye sıfırdan başlayarak deneye yanıla hayat vermeye çalışıyorlar. Kimilerine göre de google'dan arayıp buldukları fotoları koyuyorlar bloglarına, bahçede öyle birşey yok :)

4. Anne ve Bebişi. 350bininci kez mimlenmişsindir canım. Ama sevgili arkadaşımın hamilelik ve doğum maceralarını izlemek çok ilginç oldu, hem de hepsi 2 günde! Hergün düzenli uğradığım blogun sahibisin.

5. Ailenizin Bilim İnsanları Mağaradan Bildiriyor. BUMAK tayfasının gezilerini kaydettikleri bir blog. İnşallah onları mimlediğimi görmezler, koca BUMAK'a rezil olurum vallahi. Ama burda hep iyi niyetten şey oluyor, istiyorum ki görülsün gözden kaçmasın bu güzel blog. Neyse, google indeksleyene kadar bu yazıyı, rahatım demektir. Sonrasına bakarız.

6. Happily Ever After. Nette gelinlik ararken denk geldim ve ne yalan söyliyim, gayet faydalandım. İlginç olan kısmı, azmi bence.

7. Hastalardan Öğrendiklerim. Vallahi bayıla bayıla okuyorum.

Bunlar da benle ilgili olan kısmı:

1. İhtiyaçtan yazan biriyim. Genellikle duygusal ihtiyaçtan, kendimi ifade etme ihtiyacından. Düzenli yazmakta sıkıntı çekmemin sebebi de budur. Düzenli yazmaya çalışırken ilk başta yavan yazılar çıkacaktır şeklindeki kabulümün sebebi de... Yazılarımın birşey aktarmaktan ziyade çok kişisel olmasının sebebi de.

2. Bana sorarsanız bu platformda şu ana kadar yazdığım en iyi yazılarım, göndermediklerim. İçerde, sadece tek başlıkla kendini ifade eden ya da kilometrelerce uzamış, bir sürü yazı birikti. Gönderemiyorum. Dediğim gibi ihtiyaçtan yazıldıklarından, o an benim bencilce kendimi ifade etme hedefime yönelik oluyorlar. Sonra birilerini kırabilirim diye göndermeye cesaret edemiyorum. Mahremiyetimle ilgili sınırımı nereye koyacağıma da henüz karar veremedim. Gönderdiğim yazılarda da çok ağır otosansür uyguluyorum halen. Buna rağmen yazdıklarım samimidir. Küfür etmeden düzgün konuşmaya çalışmak gibi benimkisi...

3. Evet ilk 2 madde hiç de ilginç olmadığından, elimdeki tüm silahları koyuyorum masaya:

Birisinin dikkatli ve konsantre olmuş bir şekilde masa başında bir iş yapması, yazı yazması ve düşünmesi özellikle, beni hipnotize eder. Nası diyim, köpekbalığını ters çevirirsiniz ve kıpırdayamaz ya, ben de oradan ayrılamam. Öyle keyif alırım ki bundan, annemin bana hamileyken çok fazla sınav kağıdı okuyup beni bu hormonlara fazlasıyla buladığını, o yüzden anne rahmindeki kadar mutlu olduğumu düşünmeye başladım son senelerde.

4. 30 yaşıma basmadan önce yapmak için kendime koyduğum hedefim (hayır evlenmek değildi :P) piyano öğrenmeye başlamak. Sadece başlamak yeterli, yani büyük bir hedef koymadım, neleri çalmak istediğim tabii ki var kafamda ancak şimdilik derslere başlayıp bir görmeyi düşünüyorum. Hani olur ya, belki de sevmem. (Ancak eşimin kesinlikle katıldığım "evimizde piyano olmalı" görüşünden sonra, öğrenmek için daha bir heveslenir oldum. Çünkü çocuğuna birkaç ninni veya şarkı çalabilen bir anne olmak isterim şahsen.) Azimliyim, kursa kayıt olsam bile, önümüzdeki Aralık ayından önce bunu yapmış olmam lazım! Aralık'ta anne olmuyorum da, 30 oluyorum :)

5. Çay bağımlısıyım(tein?). Sabah bir bardak çay içmezsem, algım kesinlikle açılmaz, baş ağrısından ölürüm. Bazen farketmeyip günü çaysız ortalıyorum, "yahu bende bugün bi salaklık, bi ayarsızlık var" diyorum. Sonra farkediyorum çay içmemişim.

6. En uçuk, saçma, düşünmekten ve anlatmaktan keyif aldığım hayalim: Bir fil sahibi olmak. Sahil kasabasında veya koyda veya köyde yaşamaya başladığımız günlerden bir gün,tercihen koy olsun evet, eşim bana bir fil alıyor. Hediye tabii ki. İşte mesela ben sabah fille evden çıkıyorum, tepesindeyim, öğlene kadar pazara varıyoruz. Yolda verdiğimiz zarar ziyan filan bunların hepsini resmedin artık. Sonra pazarda da bi güzel ortalığı patırtı kaplıyor. Ama olsun, ben herşeyi hallediyorum. Alışverişimi de yapıp sevgili filime biniyor, köyüme doğru yola çıkıyorum. Akşama doğru evime varıyorum. Yavaaaş yavaş. Aheste aheste... Evimde o yüzden (bereket, uğur konularıyla ilgisi yok) çok çeşitli fil nesneleri birikmeye başladı. Kardeşimin Hindistan'dan getirdiği Lord Ganesha figürlerinden tutun, eşimin antikacılardan topladığı minik aksesuarlara kadar. Çok güzel 2 tane Hindistan'dan gelme filli tşörtüm var. Birini Mısır'da Abu Simbel Tapınağı'nı gezerken giymiştim. Önünde fil önden, arkasında da arkadan görünüyor. Hangi memleketli olduğunu bilmediğim bir kadın beni çevirip, tşörtümün önüne de arkasına da bakmış ve bayıldığını söylemişti. Ve hatta eşim gönlümü, henüz flört ederken "Filler çok kadim hayvanlar" dediği için daha bir fethetmişti.

7. Üzgünüm, blog dünyasındaki normal kavramını henüz idrak edemedim. İlginç olarak yazdığım şeylerin ilginç olmadığının da farkındayım. İdare edeceksiniz bunlarla artık. Evet,ne yazsam. Haah tıbbi ilginçlik!!! Yaşlı başlı teyze olmadan anlatıp tıbbi ilginçliklerin tadını çıkarmak istiyorum şahsen: Bir gün bilgisayarda çok hızlı(!) birşeyler yazarken, bir yandan da sakız çiğnerken alt dudağımı yanlışlıkla ısırdım. Isırış o ısırış. Vampir oldum :P Neyse, oradaki mikroskobik tükürük bezi kanallarından birine zarar vermişim. Dudağımın içi, acıktığımda bir şişiyor yumru yapıyor, sonra yavaşça iniyordu. Çünkü tükürük oradan boşalamıyordu. Sonra hiç inmemeye başladı, yaklaşık 1 hafta sonra falan, orada gitgide sertleşen minik bir leblebi düşünün, bir beze oldu. Keyifle konuşamaz, yemek yiyemez ve gülemez oldum. Cildiyeci bazı gerzekler bunun düzelemeyeceğini söylediler. Annemin arkadaşı kulak burun boğazcı amca direk ameliyatla aldı. Bir daha tekrarlamadı. Çok tuhaf birşeydi.

Bu mim teknolojisinin kuralı nedir bilmiyorum ama, eksik birşey yapmadım umarım. Çok eğlenceliydi, teşekkür ederim Öykücü! Haydi fırtına başlasın! (Aman sel olmasın!!!)


You may also like

7 yorum:

firdevs dedi ki...

yazdiklarimin ilginc olmadiginin farkindayim demisin ama , 6. madde bana pek alisildik gelmedi :pPp

Anne ve Bebisi dedi ki...

hahaha fil olayina koptum :)))) Yakisir arkadasim :))) Beni de terkene atip gezdirirsin di mi? :P

Yazmak iyidir... dedi ki...

Tabii ki atarım Esraa, ne demek aşkolsun! :D Gezeriz hep beraber. MK'ya yüksek gelir ama olsun, o da büyüyünce gezer.

Fillerle ilgili öğrendiğim en ilginç şeyler -evcilleşmiş seyahat amaçlı çalışan filler bunlar:
* Siz üzerindeyken çantanızı düşürürseniz hortumu (burnu?:P) ile alıp çantanızı verebiliyormuş.
* Yokuş aşağı inerken siz üstünde kaymayın diye kulakları ile bacaklarınızı sıkıştırıyormuş.
* Kardeşim Hindistan'da bir tapınağa çıkmak için kiralamak istemiş. Aynı araç kiralama firması gibi bir ofis çıkmış karşısına. Elephant Rental Office!! Ofis açık olduğu halde kiralama yapmıyorlarmış. Sebebini sorduğunda, ilerdeki minik göleti göstermişler. Fillerin tatil günüymüş o gün. Hepsi suda oyun oynayıp dinleniyormuş.(Ulan bize böyle anlayış yok?!)

Ozgur dedi ki...

En güzel yazı henüz gönderilmemiş olandır ama ben çok merak ettiiimmm.

Bu arada dün gece rüyamda filler, aslanlar hep beraberdik... İşe gelip bunu okuyunca şok oldum.:P

memo dedi ki...

google'dan bulup koyduğumuz fotoğraflar mı? kimilerine selam ederim, kendilerini bahçede bir çay içmeye davet ederim :)

Yazmak iyidir... dedi ki...

Ehehe Memocum, onu hatırlarsan Maxi yumurtlamıştı. Ben de gelmeyi çok istiyorum, bundan önceki bikaç gezi yemeeene de gelememiştim. Ve fekat ne kadar uzaksınız!

Öykücü dedi ki...

:) Bence ilginç.Sayende yeni bir fobim var bu arada'dudak ısırma fobisi'..

Sevgiler..

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Bir deee...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İzleyiciler