Roma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Roma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Roma gezimizde önemli bir mesaimizi yemek yemeğe harcadık desem hiç şaşırmazsınız herhalde :) Çok hazırlıklı değildik ama hepimizin elindeki aklındaki ufak tefek bilgileri birleştirince güzel tecrübeler yaşadık.

İlk akşamımızda uçaktan, o bitmeyen pasaport kuyruğundan, ve hızlı bir şehir turundan sonra öyle acıkmıştık ki; nasıl akıl edip de bu güzel restorana kadar sabredebildik şaşıyorum. Kuzenimin
Roma'da yaşamış bir iş arkadaşının tavsiyesi üzerine İspanyol merdivenlerine çok yakın Alla Rampa adındaki restorana gittik. Tahmin ettiğiniz gibi, hafif bir rampada olan restoranın bahçesi geniş, içerisi de oldukça büyüktü. Dışarıda bahçe kısmında sobaların altında oturan bazı turistler vardı ancak içeride genelde yerel müşteriler gördük. Ancak bölge turistik olduğundan içeride görmeye şaşırmamak lazım.


Bu restoranı değişik bir şekilde dekore etmişler, içeride tiyatro dekoruna benzer bir sokak oluşturulmuş. Hoştu ancak biraz tuhaf bulduğumu söyleyebilirim :) Ne yazık ki, gezmek için gittiğim yerlerde restoranlarda fotoğraf çekmeye öyle utanıyorum ki, sizinle sadece internetten bulduğum fotoları paylaşabileceğim.

Biz o gün o kadar açtık, o kadar açtık ki; ne var ne yok söyledik desem yeridir. Hatun kısmı olarak açlığımızı başlangıçlarla yatıştırınca, ana yemek yerine direk tatlıya geçtik. Tabii o gazla içtiğimiz şarap da fazlaca olunca bayağı neşeli bir grup olduk. Garsonlar tüm İtalyan garsonları gibi cefakar ama sertler :) Hatta kuzenim arada garsonumuzun bize gözleri faltaşı olmuş gibi baktığını, onca tabağı nasıl silip süpürdüğümüze şaştığını söyledi :) Ama bence en komik an, İtalyan restoranlarında ayrıca ücretlendirilen ama mutlaka getirilen ekmek & kraker sepetini görünce bizim önce zeytinyağı aramamız, sonra garsondan tabak alıp zeytinyağı ve balsamik sirke karışımını kendimiz yapıp bandırmamızdı bence :) Artık yuh mu dersiniz güler misiniz bilemiyorum ama o açlıkla kuru ekmeğe talim etmeyi gözümüz yemedi :)


Yemeklere gelince... Kızartmalar dışında hepsini başarılı buldum. Örneğin, kabak çiçeğini peynirle doldurup kızartmışlar, fikir çok hoş ancak yağı bana biraz ağır geldi. Enginar kızartması için bişey diyemiyorum, çok haşmetli görünüyordu ancak biz yemeği bitirdikten sonra aklımıza geldi ve yiyemedik :)

Roma'da enginar mevsimi ne zaman biter bilemiyorum ancak bizim tükettiğimizin 8-10 katı kadar enginar tüketiyorlar herhalde. Kızartıyorlar, yumurtalı kızartıyorlar, Roma usulü haşlıyorlar.. Daha Allah bilir neler yapıyorlar :)

Yediklerimizi hatırladığım kadarıyla çok da ballandırmadan hızlıca anlatacağım, okuyanlar için acıklı olmasın istiyorum ama İtalya'da neler yenebileceğine ve hesaba dair fikir de versin: Bir tütsülü peynirli risotto (çok güzeldi), bir kalamar (kızartmaydı ama fena değildi), bir rokalı peynirli salata (çok hoştu), bir spagetti bolognese (adamlar bu işi biliyor anacım), bir içi peynirle doldurulmuş kabak çiçeği kızartması (eh), bir tavşan yemeği (bayağı güzeldi), bir Sicilya usulü kılıçbalığı (başarılı), iki krem karamel , bir beyaz mereng üzerine sıcak ev yapımı çikolata sosu (bu bildiğimiz beze üzerine krema ve sos şeklinde manyak bir tatlıydı), iki şişe 2010 chianti şarabı, beş limoncello ve 5 kahve (Yuh diyeceksiniz sanırım ama 5 çok aç yetişkin olduğumuzu söylesem ikna olur musunuz :)))  Yediklerimizi düşünürsek makul bir ödeme yaptık: 240€. Ancak diğer odalara giden tabak tabak deniz kabukluları, yan masada yenen kızarmış devasa enginarlar ve dğer tüm yemekler de aklımızın bir köşesinde kaldı...

Alla Rampa'yı size rahatlıkla tavsiye edebilirim. Hem ortamı, merkeziliği hem de yemeklerin kalitesi açısından...

Alla Rampa
Piazza Mignanelli, 18  00187 Rome, Italy

Son yazımı yazarken ne kadar yorgun ve sıkılmış olduğumu hatırlıyorum da... Üzerine bir de hastalık kapmış olduğum ortaya çıktı tabi, daha sonradan. Hem grip öncesi yorgunluk, sinir bozukluğu hem de üst üste gelen hastalıklar insanı çileden çıkarabiliyor. Bir önceki tatilimizin de Kaş'ta 9 gün benzer şekilde acil servis & hastane & ilaçlar içinde geçtiğini hatırlamak ve buna sebep olan nedir diye eşim için endişe duymak çok üzücüydü. O yüzden son yazımdaki ruh halimi mazur görürsünüz diye düşünüyorum.

Şimdi çok şükür ki iyiyiz. Gripleri geçirdik, eşimin bu arada insülin direnci olduğu ortaya çıktı. Son yıllarda aldığı 15 kilonun vücudunu yıprattığı ve bunu acil vermesi gerektiğini ama onun dışında korkutucu bir durumu olmadığını öğrendik. Çok şükür...

Son yazı sonrası tabii ki yatağa gömülüp Roma'ya sırtımı dönmedim :) Hatta oldukça güzel ve neşeli bir gün geçirdik, ne mutlu ki canım sevgilim de aldığı ilaçlar sayesinde kendine gelebildi. Detayları daha sonradan paylaşmak, şöyle sindire sindire Roma tecrübelerimizi yazmak istiyorum. Tabii organize edilmesi gereken fotoğraflar, yazılması gereken bir jurnal de beni bekliyor.

Ofiste yapılacak işler de dağ gibi. Akşamları mesaiye kalmak bir seçenek, eve gelip gezi yazılarını düzenlemek... Şirketteki salonda spora kalmak, eve gelip yemek yapmak. Hava güzelleştikçe gezip tozmak, ... Bunun karşısına koyacak bişey bulamadım :) Sanırım havalar iyileştikçe kazanan belli olacak :) Sevgiler...
...duygular icerisindeyim. Bu postu su an Roma'daki bir otel odasindan, yarim yamalak ceken internet uzerinden yaziyorum. Roma'dan nefret etmek istiyorum, birilerini cezalandirmak istiyorum. 3 gunu harika gecen tatilimizin, son 5 saatinin kabus gibi olmasi inanilmaz. Esimin gribi duzelmeyince, isin kotusu atesi cikip, oksurugu azinca hastaneye gitmenin en dogrusu olacagini, sadece bir antibiyotik yazip bizi birakacaklarini dusunmekle ne kadar hata etmisim.
Tam 2,5 saat bir İtalyan hastanesinin acilinde bekleme odasinda bankoda oturup, gelen her ambulansin onumuze gecebilecek bir hasta olmasindan endiselenmek, 2,5 saatin son yarim saatinde artik sinirlerin bozulup, kimse sana ingilizce yanit vermedigi icin kendini kucuk dusmus hissedip aglamaya baslamak igrencti. Aglamaya baslayinca sinir bozukluguyla kendini durduramamak igrencti. Esinin bir hemsire tarafindan defalarca 'hayir su an siradaki hasta siz degilsiniz' cevabini aldigini duymak igtencti. Dil skntisi yuzunden iceri alinmadigini dusunmek igggrencti. Uzun sure ulkemin dogusunda dili anlasilamayip bakilamayan insanlari dusundum, cocugunu 5 hastane kucaginda gezdiren insanlari dusundum.
Bu arada tek biz degil, hastalar ziyan zebil gibi, hepsi bekliyor, İtalyanlar da, bunu farkettim sonradan. Koca acile bakan 2 doktor, sessizce sirasini bekleyen cingar cikarmayan insanciklar vardi.
Su an bu sehirden nefret ediyorum. Yarin tum gun gezebilecekken arkami donup otel odasinda uyumak, uyumak istiyorum, hic umursamamak. Lanet olasi İtalya'ya da bir daha asla gelmek istemiyorum. Ve yarina kadar bu duygularim degissin, degissin ki ne esimin ne kendimin burnundan getirmeyeyim istiyorum. Ama o anlari dusundukce tek aklima gelen yine yine aglamak oluyor.
Lutfen, sabaha biraz duzelsem olmaz mi.... BlogBooster-The most productive way for mobile blogging. BlogBooster is a multi-service blog editor for iPhone, Android, WebOs and your desktop

İzleyiciler