tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arada sırada şansı bayağı yaver giden bir insan olarak dün akşam Oyun Atölyesi'nin yeni oyunu Don Juan'ın Gecesi'ni premiyer gecesinde izledim. Salonu tıka basa doldurmayan kalabalıkta pek çok ünlü sima vardı ama tabi isimlerini sorsanız ancak 'şu dizideki çocuk' diyebilecek bilgisizlikte olduğumdan hiç girmiyorum :P

Oyun bence başarılı, kadro çok iyi, Oyun Atölyesi'nin her oyunu gibi bir kapalı gişe mucizesi olacağı belli. İlk yarı çok eğlenceliydi yani bu kadar güleceğimi hiç beklemiyordum. Ah biz kadınlar... Dışardan bakınca gerçekten çok acayip görünüyoruz :)

İkinci yarıda akıştaki ağırlığın da zamanla çözüleceğini düşünüyorum. Angelique'i oynayan genç oyuncunun işi ne kadar zor, insan okuldan mezun olup da ilk profesyonel oyununu Haluk Bilginer'e karşı oynar mı... Rüya mı kabus mu bilemedim doğrusu :) Haluk Bilginer'in performansı göz dolduruyor, önce onu bu rolde daha gençken izlemek isteyeceğimi düşünmüştüm ama hayır, bu yaşına daha yakışmış rol sanki. Özetle izlemekten mutluluk duyacağınız, hikayede ilginç bir 'twist' de barındıran tatlı bir oyun bu.

Yavaş yavaş sezon açılırken hem yeni oyunlar beni heyecanlandırıyor hem de trafik vs yüzünden eskisine göre daha çok üşeniyorum. Bakalım sezon sonunda kaç (iyi) oyun görmüş olacağım. Ey şehir, hem ne güzelsin hem de çok zor!




Geçen yıl bu oyunu sevgili arkadaşım N. sayesinde Tiyatro Festivali'nde izleme şansı bulmuştum. kumbaracı50'nin tuhaf uzunlamasına sahnesinde, neredeyse sahnenin içerisindeki koltuklara yerleşince stresim artmıştı. Neden? Çünkü "In yer face" tarzı oyunlardan tırsıyorum. Hele ki seyirci ile interaktif dendi mi, işte orada duruyorum. Bu oyunu izlemeye de böyle bir beklenti içinde gitmiştim. Eh festivalde de her zaman böyle bir risk vardır. Ve oyunu izleyene kadar Italo Calvino'yu da tanımıyordum, Allahım ne büyük kayıpmış!

Kontun açılıştaki savaş sahneleri gerçekten çok etkileyiciydi. Sahneleme şekli yüzünden ilk şaşkınlığım geçtiğinde, savaş alanının korkunçluğu ve iğrençliği gerçekten içime işledi... Sahneleme şekli derken, gözünüzde canlanmasını isterim: Kontu oynayan oyuncu atının üzerinde repliklerini okurken ve örneğin alıcı kuşlardan bahsederken, yerlerde yatan ve üstüste yığılmış cesetleri anımsatan diğer oyuncular, hep bir ağızdan o kuşların ve sineklerin seslerini çıkarıyorlar... Çok iyi düşünülmüş ve uygulanmış bir performanstı...

Sonrası ise yani kontun yeğeni tarafından anlatılan kısımlar, öyle masalsıydı ki... Zaten anlatım bölümlerini Tomris İncer (mükemmel sesli insan) sahnenin köşesine koydukları yüksek bir koltuk üzerinde yapıyordu. O sesin bir çocuğun naifliğini ve öyküdeki masalsılığı nasıl verebildiğini tahmin edersiniz...

Tabii kontu oynayan oyuncuya da hayran kaldım. Tek vücutta iki kontu birden oynarken vücudunun diğer yarısını sahnede oradan oraya devamlı sürüklemesi ve yüzünün yarısı ile konuşması gerekti. Ayrıca figüran oyuncular da oyunun aslında sürükleyici ögeleriydi bence. Sahne geçişlerinde, şimdi ne yapacaklar diye düşünüp durdum..

Beni şaşırtan bir diğer şey ise, eve dönüp de oyunu eşime özetlemeye çalıştığımda bana bakıp "Sen Calvino oyunu mu izledin?" demesiydi. Meğer Italo Calvino'ya bayılırmış, evdeki 4-5 tane en güzel rafta konuşlanmış kitabını gösterince anımsadım ismini... Her gün gözüme takılan kitapları farketmemişim bile...Sonra çevremde de biraz soruşturunca, cehaletime şaştım kaldım: Italo Calvino'yu bilmeyen yok gibiydi...

Eğer bu sezon bir yerlerde rastlarsanız bu isimlere, kaçırmayın mutlaka izleyin derim. Tekrar izlemek için ben de araştırıyorum ama henüz rastlayamadım.

N.'ya özel not: "Hasssstalıkk kurakkklıkkkk"

İzleyiciler