gelinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog okuyucularımın hatırı sayılır bir miktarı, gelinlik meselesi ile bağlantılı olarak buraya göz atıyorlardı; bir dönem... Halen tek tük kelime aramaları sonucu gelinlik postlarımı okuyanlar mevcut. Eğer düğün detaylarımla da uğraşsaydım, onları da yazar muhtemelen onları da okunur hale getirebilirdim. Ama uğraşmadım :)

Gelinliğimin tüm detaylarını burada sorup anlattıktan sonra, bitmiş halini paylaşmadığım için bir çeşit kalleşlik yapmış gibi hissettim hep kendimi. Özellikle de Özgür Anne hiç üşenmeyip gelinlik ve kuaför fotoğraflarını maille bana göndermişken... Aslında o dönemler fotoğraflarını hazırlamıştım ancak iş paylaşmaya gelince, kendimi bir türlü rahat hissedemedim. Gelinlik kavramı halen çok mahrem ve özel bir şeydi benim için.

Ancak geçenlerde gelinliği bir dolaptan başka bir dolaba taşırken, yavaş da olsa meselenin tozlanıyor olduğunu ve mahremiyetin de esnediğini hissettim. Miço gelinliği olabilecek en çekici oyuncak gibi görüp içine dayanılmaz bir istekle atladığında, sinir bile yapmadım :P Hatta hazır içine girdin, dur bakalım deyip onu komik bir erkek gelin kedisi olarak fotoğraflamaya çalıştım ve tabii ki muvaffak olamadım...

Artık gizem perdesini aralamanın zamanı geldi herhalde. Sonuçta, bu da bir elbise, değil mi :D Eğer bir şekilde blogumu 1 senedir takip edebiliyorsanız, geciktiği için üzgünüm ama işte gelinlik fotoğrafları aşağıda :D

Not: İçinde benim de olduğum fotoğraflar bekliyorsanız, internette kendimi bu kadar kamulaştırmaya halen ısınamadığımı beyan etmek isterim :)



Bu arka kısmı



Bu arkadan biraz detay


Arkada ufak bir kuyruk vardı



Ön taraf



Vee kese olayından hoşlanmadığımı söylemediğim halde -bridezilla olmamak adına - terzimin bana diktiği zarif çanta, ayrıca takı ruj herşeyi içine alabildi, ilgilenenlere tavsiye ederim
Her yerden bu tip hikayeleri duyarız ama asla başımıza geleceğini düşünmeyiz değil mi... Ben de düşünmemiştim. Kuzenim evlenirken aceleci yengesi -çok da sevdikleri bir kadın değildir- fermuarı içteki kopçaları takmadan çekince cort! Fermuar patlamıştı. Oturup diktiler sonra, gelin arabasıyla eşi de yakındaki caddede 8-10 tur atmıştı herhalde...

Hiç olmayacak bir hikaye... Sonuçta fermuarı kopçaları taktırmadan çektirmeyeceğim. Öğrendim. Angut değilim ya. Peki bu gelinliğin sırtında zilyon tane düğme varsa ve hiç fermuar yoksa?!?! Aksiyona gelin.

Olaylar şöyle gelişti:
Gelinlikçim elindeki ölçülere %100 güvenerek benimle görüşmeden gelinliğin sırtını kesti, düğmeledi. Kızmadım çünkü geç kalmak üzereydik. Biraz işgüzarlık yapmıştı fakat detaylara takılıp stres yaratacak durumum yoktu.

Elbiseyi ilk giydiğimde ölüyorum sandım. O dehşetle kendi kendimi panik atak krizine sokmak üzereydim ki; sakinleşmemi çünkü gelinliğin kumaşının her halükarda esneyeceğini söylediler. Sakinleşmek derken, bir solucan gibi elbiseden pörçlememek için nefesimi kontrol etmekten bahsediyorum :) Şansa ufak bir provamsı daha vardı, orada da yarım saat kadar giymem gerekti gelinliği: Hakkaten esniyordu. Rahatladım. Esnemeye başladım :P

Sonra annemlerin oradaki düğün için memleketime geçtim. Sadece 4 gün içinde bu kadar kilo almış olamazdım değil mi... 10 yıldır ibre +1,-1 o da mevsim değişikliklerinde oynar. Tamam çok zayıfım demiyorum ama sağlıklı kiloda olduğuma inandığımdan, gelin diyeti falan denen şeylere itibar etmedim. Sonuçta sabit kilomdan biraz zayıflasam hemen aynı kiloya dönüyordum, aynı şekilde alınca da böyle oluyordu. Çabalarım vücut direncimle karşılaştıkça sinirimi bozacaktı, gerek görmedim. En son ergenlik çıkışı diyet yapmıştım. Bundan 10 kilo zayıfken!!!

Neysecime kuaförden eve geldiğimde -evde giyinmeye karar vermiştim- her gelin gibi programımın gerisinde kalmak üzereydim. Ki 12 yıldır herhangi bir yere yetişebilmiş değilim, kelimenin gerçek anlamıyla. Bu sefer manyaklık bu ya bütün işlerimi çok erken halletmiştim. Fazlasıyla erken gittiğim için de kuaför olsun makyajcı olsun, rehavetin dibini bulup beni geciktirmişlerdi. Sorun değil, bu sefer gerçekten erkenciydim...

Eve geldim ve sakince beni giydireceklere mevzuyu anlatmaya başladım. Katman katman giyindim, allahım gerçekten teferruatlı bir iş, sabredebilmem bir mucize. Son hamle, gelinliğin sırtındaki en üstteki ilk düğme iliklenmesi en zor olanı, sonrası çok kolay. Bizimkiler kasmaya başladı...

5 dakika sonra bana kötü haberi verdiler. Bu arada 37 farklı pozisyon denemiştik: Gelinliğin sırtı iliklenmiyordu, iliklenmediği gibi resmen kocca bir karış aralık vardı iki düğme arasında. Fakat önü ise bomboldu. Bu kadar kiloyu 4 günde nasıl almış olabilirdim... Elbiseyi üzerime oturtamadıkları barizdi. Bu noktada modellik vs de yapmış eşimin bir akrabası işi ele aldı. Daha doğrusu kaburgalarımı... Resmen elbisenin altında kaburgalarımı avuçladı, arkaya doğru ittiriverdi. Elbisenin üzeri de düğmeler de iç organlar da her bişey de oturdu. Ben rahattım fakat bu stres beni bitirmişti. Kimseye bağırıp çağırmadan, olay çıkarmadan kimseyi kırmadan mevzuyu atlatabildiğime inanamıyordum... Tabe düğün öncesi- fotoğrafçı sonrası beyle çaktığımız birer kadeh cin tonik de hem alkol kokmamamızı hem de gayet neşeli bir düğün geçirmemizi sağladı.

İkinci düğünümüz için -evet 2 düğün, 1 nikah, 1 bekarlığa veda partisi, 1 şirket kutlama yemeği- bir çare bulmalıydım; ya yine kapanmazsa paniği aldı beni. Kuzenimi çağırdım, gelinliği topladım kutuladım, kalktım gelinlikçiye gittim. Gelinlikçim kuzenime bütün detayları öğretti. Diğer düğünde de, kuaförde bir 3 dakikalık cebelleşme yaşansa da - bu sefer gerçekten kilo almış olabilirdim, güneyin yemekleri bir harika oluyor- kuzenim meseleyi bir çırpıda halletti. Ona da hatıra hayat boyu unutamayacağı iç giyimli görüntülerim kaldı. Ehem.

Sizlere tavsiyem, yanınızda eğitimli & tecrübeli birini bulundurun. Sadece dinlemekle öğrenilmiyor bu iş, gelinlikçinizin eşliğinde yapsın bu kişi elbiseyi kapatma işini. Ayrıca bir gelinlik sırtı kapatılamama yazısı yazaraktan ne kadar banal olduğumu an itibariyle farkettim. Olsun, bira kafası + facebook'taki bitmeyen evlilik fotoları insana neler yaptırıyor!!!
Daha giriş müziği bulacağız. Dün akşam oteli aradım, pasta vs birşeyler dediler. Anlamamıştım. Daisy senin de yorumundan sonra uyandım, biz pasta için de mi müzik vereceğiz?!?!

Dün akşam tarlatan ve ayakkabılarla dans etmeyi denedik: Fena değildi, özellikle flört döneminde hiç dansetmemiş iki insan için fena sayılmazdık. Fakat güzel dansettiğimizde ben kendimi romantizme kaptırdığım için provaları hep bozdum! Ya ayağına bastım sevgilimin ya kikirdemeye başladım.

Bizim ilk dans müziği hafif ve neşeli, biraz da sek.si (Ehem!) . Ama genelde giriş müzikleri belgesel müziğini andırıyor ya da bir huşu durumu oluyor. "The Way You Look Tonight"a altlık olacak giriş müziği nereden bulurum bilemiyorum... Hele pastaya eşlik edecek müzik nasıl birşey olmalı, hiçbir fikrim yok!
Son dakikaya bıraktığımız bir iş daha. Önce Elvis Presley'in "Can't Help Falling in Love"ında dansedecektik. İkimiz de çok müzik dinleyen insanlarız ama bilinen bir şarkı olsun, insanların gözleri dolsun istedik acımasızca nihehe. Ve fekat Elvis'im, çok yavaş olmuş o şarkı, dansedilmiyor, sevdiğimiz daha hızlı bir cover'ını da bulamadık.

Şimdi havadaki romantizmin de etkisiyle, "The Way You Look Tonight" ta karar kılmak üzereyiz. Yani az önce sevgilimi aradım, ofisçek oturmuş şarkı arıyorlardı, içki de içilmiş anlaşılan, arkadan bu şarkı geliyordu ve sevgilim "Budur" diyordu. Herkesi havaya sokmuş herhalde ofisteki hehehe :)

Farklı versiyonlarından birini seçeriz, çok uzun olmasın, çok yavaş olmasın, şimdilik merak edenler yutüp'ten Rod Stewart'ın yorumladığını dinleyebilirler. Çok romantik çook :) Aklımda uygun bir cover var benim, akşama deneriz bakalım. Çok uzun gelirse elimizdekiler aile büyüklerini dansa kaldırır, kurtarırız diye düşünüyorum :D

Bugün gelinliğimi aldım. Uçuyorum sanırsam. Nasıl bir hismiş bu! Detaylar daha sonra geliyoor!
Sevgili okuyucu,

İşte üşenmeyip gelinlik yazısının devamını yazacağım o an geldi! Özellikle de Özgür Anne için... Ancak Cuma'nın çekiciliğine kapılıp evde bir kadeh şarapı lüpletmiş bulunuyorum. O yüzden başı sonu toplayabilirsek ne ala!

Demin de Nil Karaibrahimgil'in twitter'ında günde bir büyük kadeh şarap içen kadınların meme kanseri oranını 5'te 1 artırdıklarını öğrendim. Kadının twitter'ına hepimiz adına saydırdım, hiç merak etmeyin!!! (twitter'da sen istediğin kadar saydır, gören olmuyor)

Dün akşam 3. provam vardı. Bayram öncesi yaptığımız 2. prova tam 2 saat sürmüştü. Neden o kadar uzun sürdü bilmiyorum!!! Yani yukarıdan aşağıda her bir detayı sordum, insan evladı gibi. Zaten gözümde canlandırmakta zorlanıyorum. O da iğneleyip, fotodaki modele bakıp falan üzerimde oluşturdu sağolsun. O = Süper sabırlı, genç ve hoşsohbet gelinlikçim. Daha ben bu insanın sabrının taşma sınırlarını uzaktan da olsa göremedim. Öyle uçsuz bucaksız. Hani yorgunluk, püfürdeme, onu da denemeyelim, ters bir bakış, duraklama... Hiç biri yok!!! Zorladığımdan da değil ama, soru soruyorum netekim mühendis insanız. Sormadan durulmuyor. (Nasıl da bağlarım)

(Pek anlaşılmıyor ama bel ve biraz aşağısı oturuyor. Arkada ufak açılan kuyruk gibi bişey var. Askılar tülden ama şekli daha düzgün yaptık son provada)

2. provanın sonunda ben hala "Bu etek nasıl olacak tam emin olamadım" derken, sevgili görümcem yerlerde uzanıyordu yorgunluktan. Ki kendisi genç, enerjik ve moda denen canavarın gözünün içine bakıp da oradan sağ kurtulabilmiş biridir.

Bir konuyu sonuçlandırana kadar durmaksızın çözüm araştırabileceğimi gören gelinlikçim, dünkü provayı kısa tuttu. Kalıbı tamamlamıştı. Bunun üzerine tülleri, süslemesini falan koymadan önce, onay aldı benden. Tülleri ve benim için işledikleri aplikleri iğneledik yine üzerimde. Bir sonraki prova için de üst kısmı bitirmeyi hedeflediğini, eteğe birlikte onu görerek karar vermemizin daha hoş olacağını söyledi. Bana uygun olan da buydu, görebilmek...

(Tül, drapeler şeklinde gövdeyi sarıyor. Üzerine gümüş işlemeleri olan dantel parçaları aplik yapılacak. Benim için işlenen danteller bunlar değil ama buna benziyor...Göğüs çizgisi daha derli toplu oldu son prova itibariyle.)

Evet gelinlik diktirmek zormuş. Hazır bir modelin vereceği güven hissine ihtiyaç duydum arada. Sizinle 2. provada çektiğimiz sırttan ve önden görünümleri paylaşıyorum. Ama 3. provadaki hali bundan kat be kat güzeldi. Ayrıca koca bir top tül üzerimde iğnelendiği için fotoğraflarda çok fazla karmaşa var ama, bir fikir vereceğini düşünüyorum. Kumaşı ekru seçtik. Tülleri kırık beyaz. Çünkü tamamiyle ekru, bir noktada özellikle de loş fotoğraflarda sarı gibi görünüyor. Benim istemediğim de vintage gibi görünen, sarı ağırlıklı bir gelinlikti. Ekrunun üzerine kırık beyaz yani inci beyazı tül yapınca, ikisinin ortası bir renk oldu. İğrenç cep telefonu fotoğraf makinası tabii ki bunu yakalayamadı. Muhtemelen optik beyaz bir görüntü vardır yüklediğim fotolarda. Danteller beyaz ve gümüş rengi işlenecek, böylece işlemenin olduğu yerler karanlıkta bile pırıldayacak (yihu). Sarımsı danteller yine Osmanlı tarzı bir hava veriyordu, eledim.

Hepinize iyi haftasonları diliyorum! Melekler Korusun'u izleyinnn! (Tüm evinden uzakta okumaya çalışan kızlara ve annelerine adanmış çünkü...Ya da böyle birşeydi işte.)

Bütün gün gelinlik düşündüm. Dün 2. provam vardı. Bir sürü detay konuşmak, sormak, anlamak veya istemek durumunda kaldım. Hala %100 tatmin olmadım. Şu saatte kalk gidelim deseniz, elimde bir kutu atıştırmalık ile yine gelinlikçinin kapısını çalabilirim. Bir bridezilla'ya dönüşeceğimi kim tahmin ederdi ki?!

Bu aralar gelinlik konumun bayağı reyting aldığının farkındayım eheh. Bekleyin okuyucular, size istediğiniz detayı vereceğim. Ancak şu an, bir gram daha gelinlik düşünecek durumum kalmadı. Bütün gün düşündüm diyorum ya, şaka mı bu...

Oturdum, BBC Prime'da Model Gardens izliyorum. Zihnimi bu kadar konudan-gündemden uzaklaştıracak bir program bulabildiğim için evde sevinç göbeği attım. Hastayım bu programa. Hastayım bu kanala! Uykum yoksa uykuya geçmemi, kafam çerçöp ile doluysa bir süreliğine unutmamı, haberlerden nefret ettiysem kendimi sanki uzayda başka mutlu ve ideal bir gezegendeymişim gibi hissetmemi sağlıyor. Keyiften çatlıycam şimdi.

A-ha! Weakest Link de başlıyor. Anaa, 95,5 yaşında bir amca yarışıyor. Süper laflar edicek Anne (Robinson) , ben kaçar.
Sabah kalktım, birkaç iş yapsam iyi olur aslında ev için vs dedim. Aman Allaahım, meğer yapılacak ne kadar çok şey varmış!!!

Önce Jotun'a uğradım, beleş keşif yapıyorlarmış, onu ayarladım. Yani eve gelip duvarların durumuna vs bakarak boya önerisinde bulunuyorlar, astar lazım mı falan söylüyorlar. Aslında bizim boyacı iyidir, bunu o da yapar. Ancak benim derdim, bana renk önermeleri. Halen kırmızı çalışma odası nasıl yapılır, bulamıyorum.

Sonra bizim boyacı amcayı aradım. Mırın kırın etti. Hani birkaç ay sonra hazır olurdunuz dedi. Ben de elimize biraz para geçti, hemen kapılara gömdük, siz de gelin size de gömelim, diyemedim tabi. 6'da gelicem dedi. Sanırım fiyat verecek. Sonra da bayramdan önce başlayacak (umarım).

Sonra yatakçıya uğradım. Yatak başını, bazayı ve yatak süngerini netleştirdim. Aslında bunları sevgilimle geçen hafta seçmiştik, ama fiyat ve kaplaması belli değildi. Şimdi unutmadan telefon edip siparişimi kesinleştirmem lazım.

Sonra kayınvalidemi aradım. Sevgilimin demesi, gelinliği onlar alacakmış. Ve ben geç kalma sınırındayım. Bir gelinlikçi var, pahalı. Ama nedense kadına da güvendim. Of ki ne of. Elif muhtemelen ilk kez buradan okuyacaksın ama, ben yengeden vazgeçmek üzereyim. Neden: Kuzenlerinde gördüğüm gelinlikler çok güzel, temiz dikilmiş vs ama nedense, dümdüz elbise gibiler. Yani, senin gelinliğini de hatırlıyorum Ebru'nunkini de, bende hep "vaaay çok güzel" hissi uyandırmışlardı. Ama neden şimdi fotolara bakınca çok söndü bu hissim anlayamıyorum Eliiif!!! Neyse sen takılmazsın kimde diktirdiğime. Merak etme, yengeye arayıp söylicem her bişey netleşince...

Hala modelde karar kılamadım. Şu blogu kaç kişi okuyor, pek azdır eminim ama. Okuyanlar fikirlerini beyan ederse çok hoş olur. Efendim, yüklediğim şu fotodaki askıları tülden olan modelle bunun straplesi arasında kaldım ben. Fotoğraftaki gibi sade değil de biraz daha pompiş bir etek, biraz da gövdesinde pırıltı düşünün.

Şimdi.. Bilen bilir, bende sırt desen kilometrelerce. Övüntü değil, plajda mütamediyen yüzücü müsünüz sorularına maruz kalırım. Sırtımı degajemi severim. Gene de bas bas göstermektense genelde parça parça göstermeyi severim :P O kadar büyük ki :PPP Neyse, bu görmüş olduğunuz gelinlikteki askılar acayip buğulu bir görüntü yaratıyor. Eh, bizim de Ekim sonu düğünmeyşın. Biraz kış temalarına dönmekte sakınca da olmaz. Ama gene de, acaba bu askılar yüzümün etrafında, gereksiz kalabalık bir görüntü oluşturur mu bilemedim.

Bu kararı vermem için son 2 gün. O yüzden yorum yazsanız ne tatlı olur. Belki aklıma gelmeyen birşey söylersiniz. Gene cumartesi günü başlayan yazım sürecimi bugün sonlandırdım. Artık kusuruma bakmayın..

İzleyiciler