Tuhaf bir şey, sanırım bunun doğası böyle:İnsan yardım almayı umduğu veya destek beklediği yerlerden her zaman beklediği gibi bir ilgi göremeyebiliyor. Kesin ve katı bir hayalkırıklığı. Sonra da, hiç ummadığı bir yerden veya ummadığı şekilde gelen güzelliklerle, desteklerle karşılaşabiliyor. Ilık bir yayılım hissi...

Belki de progresyon böyle bir şeydir. Yoksa hayatımızda hep aynı noktalara, hep aynı insanları mesnet alarak çakılır kalırdık; gibi geliyor bir yandan.

Güven hissi de burada bayağı bir evrim geçirip katmanlanıyor. Bir yandan çok güvendiğin kişiler olsa dahi hayatında, onlara her daim sırtını dayayamayabileceğini düşünüyorsun. Bu da beraberinde bir refleksi getiriyor, hayatta tekkk başına olduğunu hatırlamak, unutmamaya çalışmak refleksini...

Ancak sonra, o beklemediğin insandan gelen desteğe bir şekilde yaslanıyorsun. Bu da tam tersi bir etki yaratıyor, kalıplarını kırarak hiç tanımadığın insanlardan gelecek yardımlara el uzatmak, kendini bırakmak istiyorsun. Yüzmek ve açılmak istiyorsun...

Arkada seni tutan eli bırakmadan yüzülmüyor ama. İşte herhalde o anda, çocukluktan çıkıp, istemeden de olsa fayda üzerine bir şekilde dayanan bir ilişkiyi bırakıp, tamamen duygular üzerinden yürüyen diğer forma geçmek (mi) gerekiyor. Yüzmek ancak kumsalda duran ve ait olduğun yeri unutmamak (mı) gerekiyor.

Tuhaf olan ise, insan bu döngüyü hayat boyu kaç defa yaşıyor. Bildiği yerlerden geçip duruyor, ama hiç birşey aynı olmuyor.

Serbest çağrışım saatimiz sona ermiştir. Kitabın yazının içeriği ile (pek) ilgisi yoktur.
Yazmamıştım, çok olmuş. Nasılsa kimsenin umurunda değil niheheh. Bu da bi rahatlıkmış şekerim.

İskenderun'a gideceğiz. Yihu. Haftaya tamı tamına 3 gün izinliyim. Oh, gez toz. Yolculuk. Ne de güzel şeeey!

Yolculuğun tadına varabilmek için biraz da havaya girmek lazım gelir değil mi. Kitap, dergi seçmek, hediye almak, minik bir çanta içindekilerle günlerce yaşayabileceğini hatırlamak. Hepsi hazırlıktan sayılır...

Soldaki fotoğraf son yaptığımız yolculuktan, ender bir dinlenme anı. Mekan çok meşhur bir yer, fazlasıyla turistik, tarif etmeme gerek bile olduğunu sanmıyorum. Bir yandan nargilemizi içiyorduk, bir yandan da naneli çayla dolu demliklerin dibini görmeye uğraşıyorduk. Amca bi daldı ki o arada...

İzleyiciler