Yine bir bayram dönüşü, hava patladı. 13 yıllık İstanbul yaşantımda bu durumu kaç milyon kez yaşadım bilemiyorum. Haritayı büzüştürsen yanyana gelecek iki şehir ama Bursa - İstanbul yolu her sonbahar eziyete döner, taa ki ertesi bahara kadar.

Alışveriş merkezinde kuzu kuzu gezerken bugün, annem aradı. Deniz patladı, "kuzu"lar göründü, sahilden metrelerce içeriye su taşıyor diye... Hah dedim, negzeeel.

Annem heyecanla arayınca, ido'yu iptal seferler için çaldırıp kapatmak farz oldu. ido bana "yine kontürün mü bitti cicim" diye döndü ve iptal seferleri sıraladı: Neredeyse tüm öğleden sonra deniz taşıtlarıyla hop hop etmek yassaktı.

Görev bilinci yüksek olunca, annem bize uyan otobüs şirketlerine de ulaşıverdi ve gördük ki; Cumartesi - Pazar'a bilet yok. Aaaa çok şaşırdım. Tam sinemada ara vermişiz, mutlu mesut Gru'yu ve minyonlarını izliyoruz. Uzay üssü gibi bir salon. Sanki roketin içindeyim, tuhaf 3D gözlükler de cabası.

Telefonu sakince kapattım. Filmin diğer yarısını mevzuyu hiç düşünmeden izledim. Zaten başıma gelecek belli -> Cumartesi hava patlar da dönemezsem, bayram dönüşü Pazar günü zor dönerim: Referanduma da yetişemem.

Şu an dışarda manyak gibi rüzgar var. Sanırsın kar fırtına tipi. Sinir stres değilim henüz, ama olmama ramak kaldı. Şu küçücük deniz Marmara'nın yarattığı aksiyona inanamıyorum. Belki de küçük deniz olduğu için durağan değildir - felsefi & fiziki dönderme. Yarın için şansa ihtiyacım olabilir. Sevgili gezegenim Jüpiter'den bekliyorum artık bir güzellik.

Herkese iyi bayramlar! Eve dönüş yolunda da hayırlı yolculuklar!
Uykusuzluk ve yol... 24 punto ve bold karakterleriyle aylardır üzerimde oturuyor bu ikisi. Kariyerimin de muhtemelen. Gözlerim boş bakıyor. Beynim uyuşuk. Ölen beyin hücrelerimin haddi hesabı yoktur.

Yollarda perişanım. Servis koltuklarına yapışık yaşıyorum. Koltuklardaki mite'lar ve başka insanların saç telleri en yakın arkadaşlarım.

Taşınma konusunu açmayalım, istemiyorum. Sadece birazcık ama birazcık erken yatabilmeyi öğrenmek istiyorum. Ama kaskatı bir direnç var içerilerde benim, bazı konulara karşı. Oturup ele alıyorum ve sonra gene eskisine dönüyor.

"What part of forever, don't you understand... " Hem aşkı anımsatıp karnımı gıdıklayan bir şarkı bu. Hem de nedense bitmeyen yolları, bu aralar...

Şimdi bu şarkı ile uyuya kalacağım... Filmlerde hani kahraman koca bir macerayı tamamlar ve neşe ile uykuya dalır ya. İşte öyle :)



Blogger tarafından desteklenmektedir.

Bir deee...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İzleyiciler