26 Ekim 2009

Paris'ten İlk İzlenimler

Evet blogcular, bir önyargıyı yıkmaya geliyorum: Şu ana kadar iletişim kurmam gereken yaklaşık 5-6 Fransızdan edindiğim izlenim odur ki; Fransızlar iğrenç değillerrr!! Hatta oldukça yardımsever ve sevimliler.

Uçakta yanıma oturan, köh köh öksürüp devamlı uyuklayan Fransız kız, birden bire bize sorular sormaya başlayıp Paris'te gidebileceğimiz yer önermek için email adresini bile verdi. Uzaktan baksanız biz yorgun ve tedirgin halimizle Fransız o sıcakkanlılığı ile bir Türk gibiydi.

Pasaport kontrolündeki polisler! Sizleri de seviyorum. Ben "Merci" deyince bana "Thank you" diyen bir Fransız bulabileceğime inanamazdım şu dünyada!

Daha sonra metro istasyonlarında 8 kez yolumuzu kaybettikten sonra eve 1 saat geç kaldığımızda; bizi mükemmel tatlılıkla ve evliliğimizi kutlamak için bir şişe şampanya ile karşılayan ev sahibimiz Yaniv! Sana da selam olsun!

Sonra market kasasındaki Hintli teyze! Sebze poşetlerini bağlamadığımız için kasaya dökülen sebzeleri toparlarken bize "Bir daha olmasın" bakışı attın ya! Bak dersimizi hemen aldık.

Bu akşamlık yorgunluktan öldüğümüz için kendimizi gün battıktan sonra eve attık ve evde takılmaya karar verdik. Markette bulabildiğimiz en tuhaf mantarlarla uyduruk bir Çin yemeği yaptık. Orta karar bir Fransız şarabını yarılayamadan koltuğa serpiştik.

Şu an etrafımızda kıpır kıpır Paris kimbilir neler peşindeyken, komşularımızın penceresini hafif dikizleyerek evde pinekliyoruz. Ve evet çok yorgunuz. Yarın neler yapacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Bir de benim ara vermeden yolculuk jurnalime yazmam lazım. İyi geceler herkese!

25 Ekim 2009

Kısa Bilgi Notu

Dün akşam itibariyle bütün telaşımız bitti. Diyelim. Yarın sabahın köründe Paris'e uçmak ve 5 gün oralarda sürtmek dışında bir işimiz kalmadı. (Allaam allaaam çok merak ediyorum dairemiz nasıllll! Paris nasıl!)

Az önce İstanbul'a indik. Bey maça koştu. Ben öksürdüğüm için domuz gribi endişelerimi evde kendi kendime dinlemek istedim. Yoksa maçta olmalıydım.

Yok yok d.g. değilim. Herkes öyle dedi :P Olmadığımı. Yani grip değilim, öksürüyorum sadece. Boğazım tahrişlenmiş bir şekil. Deli etti beni.

Bu vesileyle sevgili okuyucu, seni ihmal ettiğim için özür dilemek istedim. Sana sen dememe kızmadın, di mi?! Şimdiiii, anlatmam gerekip de atladıklarım;

1. Kopuk bekarlığa veda partim. Bilmem kaç zamandır bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. Kurtlar dökülmeye dökülmeye meğer ne çok birikmiş. Kız arkadaşlar meğer ne çok özlenmiş. Kız kıza eğlenmek ne şahaneymiş! Bizim kızlar meğer ne manyak ve ne yaratıcıymış nihahah!

2. Gelinlik son durum. Foto gerekir heralde.

3. Annemin memleketindeki düğünümüz & kınamız. Ve bununla da bitmiyor...

4. Asıl düğünümüz. Eşimin memleketindeki.

Bu kadar düğün aktivitesi benim miydi, halen inanamıyorum. Bir kez daha evrene diyorum ki, gene yaptın yapacağını, büyük konuştuğum için aldın intikamını. Gizlice evlenirim, kimseyi çağırmam der misin... Düğüne doydum. Ama en sonda olan bir ufak aksilik dışında, her şey gayet güzeldi. Mükemmel - çok güzel arasındaki bir skalada serpişiyordu yani olan bitenin kalitesi.

Evet yemeksepeti'cim. Halen bekliyorum, gelen giden yok. Eve en yakın alışveriş merkezinin içinden sipariş verdim ki, sıcak gelsin. Şimdi patatalar hamır olmuştur. Zaten GS'de gol yedi. Yorgunum ooof.

à bientôt!