9 Şubat 2012

Ayakkabılık

Holdeki portmantomuzdan kurtulmak istiyorum. Kurtulmak ve yerine daha hafif, daha minik bişeyler koymak. Buna bir süredir kafayı taktım ama sürekli masraf çıkarmamak adına da arada unutmaya çalışıyorum. Unutuyorum, unutuyorum, geri geliyor :P

Portmantoyu ufaltırsak yerine ancak günlük ayakkabıları ve birkaç ufak mont asılabilecek bir çözüm bulmak lazım. Çıkacak fazla ayakkabıları da arka taraflarda bir yere almak.


Şuna bayıldım. Bütün "yeniden düşünme" sürecini başlatan da bu ayakkabı "atlı karıncası" oldu. Ayakkabıları buraya aktarırsam portmantodan kurtulurum, ondan kurtulursam daaa... Mmmh yerine neler neler alırım :P

Tam 48 çift alan bu ayakkabılığı hem arka tarafta dikecek kapalı bir balkonum, hem de balkonda yerim var. Balkon öyle her gün girdiğimiz bir yer değil, ama elektrik süpürgesi, kurutma makinası, başka ayakkabılar ve lanet olasıca dev ayakkabı kutuları, işte birkaç kova falan var. Ancaaak, şu da belli bişey ki tozlanmış ayakkabıdan hayır gelmez. Bu zımbırtının üzerinde duran ayakkabı herhalde 3 günde 1 parmak toz biriktirir. Bir şekilde üzerine bir kılıf bi bişey uydurmak lazım. Böyle dev fermuarlı gibi bişey. Tabii ürün dayanıklı mıdır, 8-10 çiftten sonra devrilir mi (zeminle tavan arasına sıkıştırılarak kullanılıyor zira) bunlar da merak ettiğim şeyler...

Sizin de fikrinizi de alayım dedim ey okuyucular, böyle bişey alıp da sonradan bin pişman olur muyum? Nasıl toza engel olabilirim? Nedir bu ayakkabıları saklamanın yöntemi alaaşkına? :)

Herkese sevgiler... Yorumlarınızı bekliyorum.

Not: Öykücü senin de ayakkabı serini heyecan ve ihtirasla okumaktayım :)

16 Ocak 2012

Bir El Atıverin

Az sonra anlatacağım kedi kapısı meselesini dikkatle dinleyen (ama ne yazık ki pek anlayamayan) Miço



Ey sevgili blog camiası! Kedili blog camiası, ya da... Yardımınıza ihtiyacım var.

Salondaki balkon kapısına kedi kapısı taktırmıştım, birkaç ay önce. Şuradakinden.. Balkonumuz kapalı, yani su rüzgar falan girmiyor. Kedinin tuvaleti ile mama kabı da balkonda duruyor. Salondaki kapıyı aralık bırakıyorduk biz ve 1 seneyi geçkin bir süredir böyle mutlu mesut yaşıyorduk.

Ancak sonbaharda balkon kapısından bayağı soğuk girdiğini farkettik. Havalar iyice kışlamadan marangozu çağırıp kapıyı taktırdık. Önce kediyi zorlamadık, balkon kapısını da açık bıraktık. Tabii meraklı olduğu için yeni kapıyı kokladı, etti. Patisiyle vurdu. Bakınması bittiğinde "Bu ne işe yarar acaba?" suratıyla beni izlerken, kediyi kapının içinden itiverdim. Geçti. Sonra öte tarafta mamasını buldu, yedi. Böyle böyle alışacağını düşündük, velhasıl kelam bu kedi bu kapıdan geçmeye alışamadı.

Ödüller koyduk. İki tarafa da... Çağırdık. Anlattık. Bildiğiniz, çocuğa anlatır gibi anlattım ben. Yukarıdaki fotoğrafta da Miço, beni dikkatle dinliyooor dinliyooor ama anlayamıyooor... Arada geçmeye mecbur da bıraktık. Hatta becerip geçtiği de oldu, ama sürekli değil. En sonunda ben kapının hareketli kanadına alışamamıştır diyerek, kanadı tepeye bantladım. Ve konuyu geçici bir süreliğine kapattık, çünkü bunu yapabiliyordu. Yani kapının ortasında bir delik varken geçebiliyor, ama o deliği kapatan şeffaf bir "flap" varken geçemiyor.

Şimdi havalar yine ve yeniden soğudu. Bu sefer o kapıdaki delikten de soğuuuk soğuk hava üflemeye başladı. Yani balkon kapalı tabi ama izolasyon sorunu var. Öyle sıcak olmuyor. Haftasonu boyunca yine bir deneyelim dedim, ancak Miço gidip (tuvaleti var ya da acıkmışsa) kapıyı patilemeye başlıyor, aklı sıra patisiyle iterek geçebilecek. Olmuyor, çünkü kapı tam kapansın diye hafif bir manyetiği var, ağırlık yapan. Sonra kapının önünde bağırmaya başlıyor. Ben eşime bakıyorum, "Bekleyelim, belki başarır" diyorum. 2 dakika sonra bakıyoruz olmayacak, elimizle "flap"i açıyoruz, geçiyor. Başarısız bir haftasonu daha...

Tuvaletinin kapısı da böyle "flap" şeklinde, hareketli bir kanat var. Onu kullanıyor halbuki, ufaklığından beri hiç sorun olmadı. Tek fark o kapının hafif olması. Bir de renk farkı vardı,tuvaletinin kapısı ışık geçiren beyaz diye, yeni kapının "flap"ını yağlı pişirme kağıdı ile kapladım demin :P Bir de taze tabak yoğurt koydum öte tarafa. Yoğurdu gösterdim kapıdan uzatıp, koklattım. Deli oldu, yemek istiyor ama geçemiyor. Sonunda yine başa döndük, o geçemedi ben kapıyı açtım.

Nasıl öğreteceğiz biz bu oğlana nasıl kullanacağını şu kapıyı? Hayır, bir sürü şeye adapte olabiliyor, buna bi direnç tutturdu ben de anlamadım. Yahu bir akıl verseniz, ne güzel olacak :) Evde olmadığım zamanlarda geçebilsin diye şimdi kapıyı ya gene yukarı bantlayacam yine, ya da aralık bırakacağım...

Herkese şimdiden iyi haftalar diliyorum, bu vesileyle efenim. (Sesimi Bülent Ersoy gibi hayal edin burayı okurken :P ) Sevgiler.



"Dur bir saniye, Miço bu kapıdan mı geçemiyor şimdi?"
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...